Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Aristoteles ve Schopenhauer'da zaman(Ankara Üniversitesi, 2026) Falay, SevilBu çalışmanın ana konusu anakronik iki filozofun, Aristoteles ve Schopenhauer'in zaman anlayışıdır. İlk bölümde Aristoteles, zamanı doğrudan hareket ve değişim süreçlerine bağlı nesnel bir gerçeklik olarak temellendirmiştir. Ona göre zaman, önce ve sonraya göre hareketin sayısıdır. Onun sisteminde zamanın varlığı dış dünyadaki harekete dayansa da bu hareketin zaman olarak fark edilmesi ve sayılması ancak akıl sahibi bir zihin ile mümkündür. Antik Yunan'da genel olarak dış dünya ayrımı olmadığından Aristoteles'te de dış dünyanın varlığı kabulü görülür. Bu nedenle de zaman sadece özneye ait zihinsel bir şey değildir. İkinci bölümde ise Schopenhauer ise dünyayı tasavvur ve isteme olarak iki yönüyle görmüştür. Dolayısıyla Schopenhauer zamanı tamamen öznenin dünyayı algılama biçimi olan apriori bir zihin kalıbı olarak konumlandırmıştır. Ona göre zaman, yeter temel ilkesinin bir formu olarak aritmetik ardışıklığın temelidir ve özne olmaksızın zamanın ve mekânın hiçbir nesnel gerçekliği yoktur. Sisteminin merkezinde ayrıca bulunan isteme ise zamanın, mekânın dışında duran, değişmeyen kendinde şeydir. Schopenhauer bu açıdan iki farklı şimdiyi öne sürer, tasavvur olarak dünyada şimdi akışkan iken, isteme olarak dünyada sonsuz şimdi olarak aynı kalan bir şey olarak karşımıza çıkar. Schopenhauer'da Aristoteles'in zaman tanımına benzer bir tanım ortaya çıksa da anlayışlarında ve ele alış biçimlerinde oldukça farklıdırlar. Bu karşılaştırma ise üçüncü bölümde yapılmıştır.Item type:Item, Ölüme bağlı tasarruflarda ve bağışlama sözleşmesinde saik hatası(Ankara Üniversitesi, 2026) Kutlu, BüşraBu çalışma, bağışlama sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarruflar içinde yer alıp lehtarın malvarlığında karşılıksız artış sonucunu doğuran tasarruflarda sâik hatasının nasıl bir hukuki rejime tabi tutulması gerektiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, bu işlemlerin ivazsızlık karakterinden yola çıkarak, her iki kazandırma türünün farklı hukuki prensiplere (irade ve güven prensipleri) tabi tutulmasından doğan çelişkinin rasyonel bir çözüme kavuşturulmasıdır. Çalışmada mesele; Türk ve mehaz İsviçre hukukundaki yasal düzenlemeler, öğreti görüşleri ve yargı içtihatları ışığında değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda, ivazlı sözleşmelerin aksine, karşılıksız kazandırmalarda hataya düşen tarafı teselli edici bir karşı edim bulunmadığından, kazandıranın gerçek iradesinin üstün tutulabileceğinin tartışılabileceği ifade edilmiştir. Vasiyetnamede adi sâik hatası dahi iptal için yeterli görülürken, miras sözleşmesinde karşı tarafın haklı beklentisini korumak adına sâik hatasının temel hatası niteliği kazanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, bağışlama sözleşmesinde geleceğe dair beklentilerin boşa çıkması sorununun, istisnai bir yol olan işlem temelinin çökmesi kurumu ile değil, temel hatası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. Çalışmada sâik hatası, hatanın geçmişe, hâle ve geleceğe ilişkin görünümlerinin yanı sıra bilgisizlik ve hukuki hata halleri de detaylı biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca sâik hatasının hukuki sonuçları ele alınmış; bu kapsamda bağışlama sözleşmesinde tek taraflı irade beyanıyla kullanılan iptal hakkı ile ölüme bağlı tasarruflarda mirasbırakanın ölümünden sonra gündeme gelen iptal davası iredelenmeye gayret edilmiştir. Ayrıca, sâik hatasının hukuki sonuçları salt iptal yaptırımı ile sınırlandırılmamış; hataya düşen kişinin sağlığında işlemi onaması, hak düşürücü sürenin geçmesiyle işlemin sıhhat kazanması ve tasarrufun işlem sahibi tarafından ortadan kaldırılması meseleleri ayrıntıları ile ele alınmıştır. Son olarak, ölüme bağlı tasarruflarda sâik hatasının iptal yaptırımıyla ortadan kaldırılması yerine, favor testamenti ilkesi ışığında farazi iradenin güvenilir biçimde tespit edilmesi suretiyle tamamlayıcı yorum yoluyla aşılması ve işlemin mirasbırakanın farazi iradesine göre düzeltilmesi gerektiği yönünde çözüm önerisi sunulmuştur.Item type:Item, Yassıhöyük, Gordion Roma dönemi erişkin ve çocuk iskeletlerinin boy uzunluklarının analizi(Ankara Üniversitesi, 2026) Doğantan, DoğukanBu çalışmada, Gordion antik kenti Roma Dönemi popülasyonuna ait iskelet kalıntılarında boy tahmini ve vücut oranları incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, Gordion Roma Dönemi halkının diğer Anadolu toplumları arasındaki yerinin, boy uzunluğu verileri ve vücut oranları üzerinden belirlenmesidir. Materyal olarak, 60 adet erişkin ve 19 adet çocuğa ait postcranial iskelet elemanları kullanılmıştır. Boy tahmininde Trotter & Gleser (1952 ve 1958) ve Sağır (2000)’ın yöntemleri erişkinlere uygulanırken, Ruff (2007)’un çalışması çocuklarda boy tahmininde kullanılmıştır. Elde edilen değerlerin SPSS programı aracılığıyla istatistiksel olarak analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Gordion Roma popülasyonunda erkeklerin ortalama boy uzunluğu Trotter & Gleser 1952’ye göre 168,97 cm, kadınlarda 155,89 tespit edilmiştir. Trotter & Gleser 1958 yöntemi ile erkeklerde 170,15 cm ortalama boy tahmini saptanırken, Sağır (2000)’ın yöntemiyle erkeklerin boy tahmini ortalaması 168,69 cm ve kadınların ortalaması 156,57 bulunmuştur. Erişkinlerde vücut oranları (Brachial ve Crural endeks) belirlenirken cinsel dimorfizmin üst ekstremitede kuvvetli olduğu gözlemlenmiştir. Çocuklarda yapılan analizlerde farklı yaş gruplarına göre çocukların boy tahminleri yapılmış ve vücut oranları belirlenmiştir. Çalışmamız kapsamında incelenen Gordion Roma Dönemi bireyleri, literatürde gözlenen boşluğa, Gordion popülasyonuna dair boy tahmini ve vücut oranları bakımından veriler sunmaktadır. Elde edilen bulgular, dönemin insanlarının yapısının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlarken, güncel teknikler ışığında Gordion'un diğer antik Anadolu toplumları arasındaki yerinin belirlenmesine olanak tanımıştır.Item type:Item, Hızlandırıcı tabanlı çarpışma olaylarına ait atlas açık verileri ile transformer kullanarak jet kümeleme araştırması(Ankara Üniversitesi, 2026) Yıldız, EmreBu çalışmada, ATLAS Açık Verisi kapsamında yer alan 13 TeV proton-proton çarpışma verileri kullanılarak, anti-kt algoritması ile 0,4 yarıçap parametresiyle yeniden oluşturulmuş küçük yarıçaplı jetlerden hareketle Transformer tabanlı bir gömü uzayı oluşturulmuş ve bu uzay aracılığıyla büyük yarıçaplı jet adaylarının üretilmesi amaçlanmıştır. Büyük yarıçaplı jetler, W, Z ve Higgs bozonları ile üst kuark gibi yüksek momentumlu parçacıkların hadronik bozunumlarının tanımlanmasında kullanılan temel yapılardır. ATLAS deneyinde büyük yarıçaplı jetlerin yeniden oluşturulması, topokümelerden başlayan ve jet temizleme (grooming) ile kalibrasyon adımlarını içeren karmaşık bir işlem zincirine dayanmaktadır. Ancak bu sürecin tüm bileşenleri dış kullanıcılar için doğrudan erişilebilir değildir. Bu nedenle, yalnızca kalibre edilmiş küçük yarıçaplı jetlerden yararlanarak büyük yarıçaplı jet adaylarını üreten alternatif bir yaklaşım geliştirilmiştir. Önerilen yöntemde Transformer tabanlı bir kodlayıcı, kontrastif öğrenme yaklaşımı ile eğitilmiş ve küçük yarıçaplı jetler için 32 boyutlu bir gömü uzayı elde edilmiştir. Bu gömü uzayında yoğunluk temelli kümeleme yöntemi (DBSCAN) uygulanmış, elde edilen kümeler Lorentz dört vektörlerinin toplanması yoluyla büyük yarıçaplı jet adaylarına dönüştürülmüştür. Model, ATLAS Açık Verisi'ne ait Run 00302393 veri kümesi üzerinde eğitilmiş ve ATLAS deneysel referans kümesi AnalysisLargeRJets ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca modelin genelleme başarımı, eğitim sırasında kullanılmayan dört farklı data16 Run'u üzerinde sınanarak doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, gerçek ATLAS verisi üzerinde Transformer tabanlı kontrastif öğrenme yaklaşımı kullanılarak küçük yarıçaplı jetlerden büyük yarıçaplı jet adaylarının üretilebildiğini, model çıktısının olay başına aday sayısı ile sözde-hızlılık ve azimutal açı düzlemindeki konum bakımından ATLAS deneysel referansı ile yüksek doğrulukta örtüştüğünü ve bu yaklaşımın alternatif bir aday üretim yöntemi olarak uygulanabilir olduğunu göstermektedir.Item type:Item, Dı̇nsel bı̇r alt kültür grubu olarak samı̇rı̇lerde kı̇mlı̇k ı̇nşası(Ankara Üniversitesi, 2026) Abuhammoud, Hilal Nur ŞenolBu çalışma, Samirileri dinsel bir alt kültür grubu olarak ele alarak, kökenlerini İsrailoğullarına dayandıran ve Tevrat merkezli inanç sistemi doğrultusunda özgün bir dinî ve etnik kimlik geliştiren bu topluluğu, din sosyolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır. M.Ö. 8. yüzyılda İsrail Krallığı’nın yıkılmasının ardından Yahudi toplumundan ayrışan Samiriler, Yahudi tarihindeki erken dönem dinî ve etnik bölünmenin temsilcisi olarak özel bir konuma sahiptir. Çalışma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yürütülmüş; veriler yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla elde edilmiştir. Samiri toplumunun sınırlı nüfusu ve içinde bulunduğu politik koşullar nedeniyle çalışma dört gönüllü katılımcıyla gerçekleştirilmiş olup, bu durum araştırmanın temel sınırlılıklarından biri olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, Samiri kimliğinin korunmasında kutsal metin anlayışı, ritüeller, kutsal mekân algısı ve kutsal dilin merkezi bir rol oynadığını göstermektedir. Topluluğun içe kapalı sosyal yapısı ve dış dünya ile sınırlı temasları, dinî ve kültürel sürekliliği güçlendiren bir mekanizma olarak işlev görmektedir. Yapılan incelemeler Samirilerin hegemonik kültürel yapılarla doğrudan çatışmaya giren bir karşı kültür dinamiği sergilemekten ziyade, sembolik ve toplumsal sınırlarını koruyarak varlığını sürdüren özgün bir dinsel alt kültür yapısı olduğunu ortaya koymaktadır. Samiriler dinsel ritüellerden gündelik habitus pratiklerine uzanan geniş bir alanda hakim kültürel yapılardan belirgin sınırlarla ayrışan özgün bir kutsal yaşam alanı üretmiştir. Topluluğun içe kapalı yapısı dış dünyayla kurulan zorunlu temaslarda kimliksel aşınmayı engelleyen bir koruma kalkanı işlevi görmektedir. Samiri örneği, din sosyolojisi literatüründe azınlık inanç gruplarının modernite ve hegemonik yapılar karşısında geliştirdikleri kimlik muhafaza stratejilerini ve kuşaklar arası aktarımın sürekliliğini göstermesi bakımından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bu bağlamda Samiriler, teolojik referanslarını toplumsal eylem biçimlerine dönüştürerek, kendi mikro alanlarında dinsel özerkliklerini koruyan ve hegemonik kültür içerisinde erimeden var kalabilen özgün bir cemaat yapısını temsil etmektedir.
