Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, V871 PER, V359 CAS ve CK AQRnın dönem değişimleri(Ankara Üniversitesi, 2025) Karcı, Fatma BetülBu çalışmada, V871 Per, V359 Cas ve CK Aqr örten çift yıldızlarının dönem değişimleri incelendi. Literatürde mutlak parametreleri olmadığı için ilk olarak q-i taramasıyla bileşenlerinin en olası kütle oranları (q) belirlendi ve bu değerlere göre sistemlerin ışık eğrisi analizleri gerçekleştirildi. V871 Per, V359 Cas ve CK Aqr'nin kütle oranları sırasıyla 0.6, 0.53 ve 4.05 olarak bulundu. Yıldızların uzaklıkları ve yıldızlararası sönümleme değerleri kullanılarak da mutlak parametreler belirlendi. O-C grafikleri bu parametreler yardımıyla analiz edilerek, dönem değişimlerine dair parametreler ortaya kondu. V871 Per'in eksen dönmesi gösterdiği ve bu hareketinin periyodunun 70.6 yıl olduğu bulundu. V359 Cas'taki dönem değişiminin ise sisteme kütle çekimsel bağlı üçüncü cisimden kaynaklandığı saptandı ve bu üçüncü cismin yaklaşık 26.8 yıl periyotla yörüngede hareket ettiği ve kütlesinin 1.72 Mʘ olduğu hesaplandı. Ayrıca, ikili yıldız sisteminin bileşenlerinin arasında kütle aktarımı olduğu ve bunun yörünge dönemini artırdığı belirlendi. Dönem artış hızı 1.84×10⁻⁸ gün/yıl, kütle transfer oranı 1.54×10⁻⁸ (Mʘ/yıl) olarak hesaplandı. CK Aqr'nin dönem değişimi ise iki farklı mekanizma ile açıklandı: biri sisteme bağlı üçüncü ve dördüncü cisimlerin varlığı, diğeri ise üçüncü cisim ve manyetik çevrim etkisiyle gerçekleşen dönem değişimidir. İlk yaklaşımda, üçüncü ve dördüncü cisimlerin kütleleri sırasıyla 0.37 ve 0.26 Mʘ olarak bulundu. İkinci yaklaşımda ise üçüncü cismin kütlesi 0.43 Mʘ, manyetik çevrim periyodu 9.67 yıl ve manyetik alan şiddeti 17 kG olarak belirlendi.Item type:Item, Kırşehir orojenik altın içerikli kayaların mineralojik, petrografik ve jeokimyasal özellikleri(Ankara Üniversitesi, 2025) Hussien, Abdalbagi Almhadi HassanBu çalışmada, mineralojik, petrografik ve jeokimyasal çalışmalar ile arazi çalışmalarından elde edilen veriler topluca değerlendirilerek, Kırşehir ilinin güneybatısındaki Kalankaldı ve Sevdiğin köyleri civarında bulunan orojenik altın oluşumları hakkında incelemeler yapılmıştır. Bölgedeki litolojik birimler kuvars şist, muskovit şist, kuvarsit ve mermer bileşimli metamorfik kayaçlar ile siyenit bileşimli magmatik sokulumlarından oluşmaktadır. Kaya jeokimyası ve EPMA analiz sonuçlarına göre altın oluşumları kuvarsit kayaları içerisindeki kuvars minerallerinde tespit edildiği ve bu kayalarda faylanmaya bağlı olarak oluşan yapısal kontrollü kuvarsit kayaları olduğu belirlenmiştir. Jeokimyasal veriler, altın, kayaların bölgesel metamorfizması sırasında dehidrasyon süreçleriyle meydana gelen hidrotermal sıvılar içerisinde sülfür bileşikleri halinde taşınarak kuvarsların oluşumu sırasında elementsel olarak yerleştiği sonucuna varılmıştır. Hazırlanan bu tez çalışması sonucuna göre tüm kuvarsit ve ağırlıkça kuvars içerikli metamorfik kayalarda 0.67 ppm altın konsatrasyonunun varlığı Kırşehir bölgesinin umut verici bir orojenik altın ortamı olabileceğini ve benzer metamorfik kuşaklarda gelecekteki araştırmalara uygulanabilecek bir oluşum modeli de sunabilmektedir.Item type:Item, Yüksek basınçta uygulanan karbondioksitin kuru incir zararlısı Carpophilus hemipterus (L.) (Coleoptera: Nitidulidae)'a karşı etkinliğinin belirlenmesi(Ankara Üniversitesi, 2025) Ormanoğlu, NesrinTürkiye incir, kayısı, kuru üzüm ve fındık gibi kuru meyve ve sert kabukluların yıllık 1.5 milyar ABD Doları ihracat geliri ile dünya genelinde en büyük üreticisi ve ihracatçısıdır. Kuru meyve ve sert kabuklularda zararlı böceklerle savaşım, genellikle toksik fümigantların kullanımına dayanmaktadır. Pestisitlerin insan, hayvan ve çevresel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik artan endişeler, aynı zamanda daha kısa uygulama sürelerine duyulan ihtiyaç, alternatif yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, bu araştırma, Metil bromid (MeBr) ve diğer toksik fümigantların alternatifi olarak yüksek basınç CO2 uygulaması üzerine odaklanmıştır. Araştırmada kurutulmuş incirin en önemli zararlılarından biri olan olan ekşilik böceği, Carpophilus hemipterus, model organizma olarak kullanılmıştır. Zararlının yumurta (0- 24, 24-48 sa), larva (genç ve olgun larva), pupa (0-24, 24-48, 48-72 sa) ve ergin evreleri laboratuvarda 20, 25 ve 30°C olmak üzere üç farklı sıcaklıkta, değişik sürelerde 5 ve 10 bar basınç CO2 gazına maruz bırakılmıştır. Elde edilen verilere göre tüm biyolojik evrelerde basınç miktarı, sıcaklık ve uygulama süresinin ölüm oranı üzerinde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Yüksek basınç CO2 (5 ve 10 bar) uygulamasında tüm sıcaklık koşullarında mutlak ölümün sağlanması için en uzun uygulama süresi (sırasıyla 29 ve 9 sa) gerektiren biyolojik evrenin olgun larva; en kısa uygulama süresi (sırasıyla 3 ve 1 sa) gerektiren evrenin ise genç larva olduğu tespit edilmiştir. Basınç ve sıcaklığın artmasıyla tüm biyolojik evrelerde mutlak ölümün sağlanması için gereken uygulama süresinin kısaldığı gözlenmiştir. Yüksek basınç CO2 uygulamalarının hedeflenen tür/evre, basınç, sıcaklık, uygulama süresi ve kalite yönünden çalışılması ve bu alandaki çalışmaların artması önemlidir.Item type:Item, Hazar Fay Zonunun (Sari-Aliabad arası, Kuzey İran) uzaktan algılama yöntemleri ile aktif tektoniği ve jeolojik tehlikelerin belirlenmesi(Ankara Üniversitesi, 2024) Touranı, MarjanHazar Fay Zonu, Kuzey İran'da yer alan önemli yapısal oluşum ve sismik tehlike kaynağı olup, inceleme alanı doğu kesimini kapsamaktadır. Bu tez çalışmasından, elde edilen sonuçlar, Hazar Fay Zonu'nun doğu kesiminin, aktif sol yanal bileşenli ters/ bindirme karakterli bir fay zonu olduğunu göstermektedir. Göreceli tektonik aktivite değerlendirmesi, düşük Vf değerleri, orta ve yüksek Hi değerleri, tiltlenmiş havzalar, uzamış geomtriye sahip havzalrın orta ve doğu kesimlerde gözlemlenmesi, doğuya doğru artan Sl ve Ksn değerleri ve bu indislerin ortalaması IAT, bölgedeki tektonik aktivite etkisinin erozyonel süreçlere kıyasla orta ve yüksek (sınıf 2 ve 3) olduğunu, ayrıca doğu kesiminin göreceli olarak daha yüksek tektonik aktiviteye sahip olduğunu göstermektedir. Deprem tehlike analizi, bölgenin tektonik olarak aktif olduğunu ve yüksek deprem tehlikesine sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, 1.0'dan düşük b-değeri, yüksek fraktal boyut (D-değeri) ve sismik aktivite hızı (λ), deprem moment parametresinin (M0) sürekli artan bir eğilim göstermesi ve kısa bir deprem tekrarlama zamanı ile tespit edilmiştir. Ayrıca, Gürgan Ovası, inceleme alanında bir pürüz bölgesi belirlenmiş olup, düşük b-değerlerinin, Gürgan, Behşeher ve Sari gibi büyük şehirlerin bulunduğu bölgelerde gözlemlenmiştir. InSAR zaman serisi analizi sonuçları, Hazar Fay Zonu'nun doğu kesiminin aktif olduğunu ve Gürgan Ovası'nda, muhtemelen KD-GB doğrultusunda kuzeye eğimli ters/bindirme karakterli bir fayın varlığını işaret etmektedir. Gürgan Ovası'ndaki en büyük çökme oranı, Akkale şehrinin yakınlarında 8 yıllık bir dönem için -126.8 mm/yıl tespit edilmiştir ve bu muhtemel fay Akkale Fayı olarak tanıtılmıştır. Ayrıca, Akkale Fayı'nın, 2004 ve 2005 tarihlerinde meydana gelen ≥5 Mw büyüklüğündeki depremlerin kaynağı olabileceği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışma alanının oldukça aktif olduğunu ve önemli bir deprem tehlikesi barındırdığını açıkça göstermiş olup, bu konuda gerekli önlemlerin acilen alınması gerektiğini vurgulamaktadır.Item type:Item, Güvey otunda (origanum sipyleum L.) polifenolik maddelerin ekstraksiyonunun kemometrik yöntemle optimizasyonu(Ankara Üniversitesi, 2025) Arslan, Emine AteşTıbbi aromatik bitki olan Origanum sipyleum L. içerdiği polifenolik bileşenler antioksidan, antiviral, antikanser, antiinlamatuvar sağlık etkileri göstermektedir. Bu çalışmada O. sipyleum L. bitkisinde fenolik maddelerin ektraksiyonun kemometrik yöntemle optimizasyonu çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; uçucu yağ kompozisyonu GC-MS yöntemiyle timol (%20,18±0,32), gamma-terpinen (%17,36±0,28), karvakrol (%10,18±0,24) olarak tespit edilmiştir. Bitkideki 15 farklı elementin ICP-MS de yapılan ölçümlerinde sağlık etkileri değerlendirildi. Optimum ektraksiyon koşulları ses ötesi dalga destekli ektraksiyon için etil alkol/su oranı 75/25 mL/mL; sıcaklık 60 oC; süre 45 min; çözücü/katı oranı 50 g/mL; pH:3 ve mikrodalga destekli ektraksiyon için etil alkol/su oranı 35/65 mL/mL; mikrodalga gücü 350 W; süre 60 s; çözücü/katı oranı 65 g/mL; pH:3 olarak belirlenmiştir. Optimal koşullardaki toplam fenolik madde;toplam flavonoid madde; antioksidan madde DPPH yöntemi; antioksidan madde FRAP yöntemi; rozmarinik asit; luteolin; kafeik asit; pirogallol değerleri sırasıyla ses ötesi dalga destekli ektraksiyon için 22,771 mg GAE/g; 0,128 mg/g KuBİ; 86,797% İnhibisyon; 45,642 mg TEA /100 g KuBİ; 149,692 mg/100 g KuBİ; 44,037 mg/100 g KuBİ; 7,097 mg/100 g KuBİ; 703,637 mg/100 g KuBİ ile mikrodalga destekli ektraksiyon için 543,717mg GAE/g; 0,944mg/g KuBİ; 89,083% İnhibisyon; 1640 mg TEA /100 g KuBİ; 227,765 mg/100 g KuBİ; 5,505mg/100 g KuBİ; 8,714mg/100 g KuBİ; 136,045 mg/100 g KuBİ bulunmuştur. Mikrodalga destekli ektraksiyon ile elde edilen polifenolik madde miktarı ve buna bağlı aktivitelerin ses ötesi dalga destekli ektraksiyon göre yüksek olduğu anlaşılmıştır. Origanum sipyleum L. bitkisinin zengin bir polifenolik içeriğe sahip olduğunu ve fonksiyonel gıda olarak farmasötik ve diyet potansiyeline sahip olabileceğini göstermektedir.
