Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Dayanıklı 3k faktöriyel tasarımlar(Ankara Üniversitesi, 2026) Karatepe, ÖzgünBu çalışmada, 3k faktöriyel tasarımlarda hata terimlerinin dağılımının Kumaraswamy Weibull (KumW) ve Çarpık Normal (Skew Normal – SN) olduğu varsayılarak model parametrelerinin dayanıklı tahmin edicileri Tiku (1967) tarafından önerilen uyarlanmış en çok olabilirlik (modified maximum likelihood – MML) yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve bu tahmin edicilere dayalı test istatistikleri önerilmiştir. MML tahmin edicileri asimptotik olarak en çok olabilirlik (maximum likelihood – ML) tahmin edicilerine denktir. Bir başka deyişle, MML tahmin edicileri düzgünlük koşulları altında asimptotik olarak yansız ve etkindir. MML yönteminde veri setindeki aykırı değerlere küçük ağırlıklar verildiğinden, bu tahmin ediciler aykırı değerlere karşı daha dayanıklıdır. Ayrıca, ML tahmin edicilerinden farklı olarak, MML tahmin edicileri kapalı formda elde edilir. Bu özellik, ML yönteminde sıklıkla kullanılan iteratif çözüm yöntemlerinde karşılaşılan problemlerin (yanlış köke yakınsama, hiç yakınsamama, birden fazla köke yakınsama) önüne geçilmesini sağlar. Elde edilen tahmin ediciler ve bu tahmin edicilere dayalı test istatistiklerinin performansları sırasıyla normal teoriye dayalı tahmin ediciler ve test istatistikleri ile Monte Carlo simülasyonu yardımıyla karşılaştırılmıştır. Monte Carlo simülasyon sonuçları, MML tahmin edicilerine dayalı test istatistiklerinin klasik test istatistiklerinden daha etkin ve daha dayanıklı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, önerilen test istatistiklerinin performansı yapay olarak üretilmiş bir veri seti üzerinde incelenmiştir.Item type:Item, Hüseyin Sabri Soyyiğit'in hayatı ve tasavvufî görüşleri(Ankara Üniversitesi, 2026) Domurcuk, GülüzarHüseyin Sabri Soyyiğit, 1932 ve 2022 yılları arasında yaşayan Türk Mutasavvıftır. Ailesi Trabzon'da Nakşîbendi Tarîkatinde tanınmış ve bu tarîkata mensup kişiler olduğu için Soyyiğit'in Melâmiliğe geçişine onay vermemişlerdir. Bunun sebebi o dönem itibariyle Melâmilerin, şerîatsız ve sünnete uygun yaşamadıkları yönünde bilgilerdir. Soyyiğit, Muhammedi Melâmiler kavramını ilk defa kullanan kişidir. Bu kavram ile şerîatı yaşadıklarını ifade etmektedir. Ailesi başlangıçta karşı çıkmış olsa da sonraları Soyyiğit'in ahlakında ve yaşayışında gördükleri güzellik sebebiyle Melâmiliği onaylamışlardır. Bu çalışmada Soyyiğit'in, tasavvufi görüşleri ortaya konularak, etki alanı geniş bir mutasavvıf olduğu sonucuna varılmıştır. Tezimizdeki bulgulardan birisi de, Soyyiğit'in kullandığı tasavvufi kavramların günümüz dünyasının sorunlarına çözüm önerisi olduğu sonucudur. Soyyiğit, dünyada barış meselesini sevgi teorisi ile çözmeyi hedeflemektedir. Diğer tarîkat ve tasavvuf erbabını eleştirmeden herkesi sevmeyi tavsiye etmektedir. Karşımızdaki kişinin ayna görevini yaptığını, karşımızdakinde kendimizi gördüğümüzü ifade etmektedir. Herkesin bir olduğunu söylemekte olup kavgaların ve nefretlerin olmaması gerektiğini belirtmektedir. Uzak değil çok yakınsın, canda gönülde sen varsın, inandım ki sen benmişsin sözleriyle bunu ifade etmektedir. Yazılı ve sözlü irşat faaliyetlerini sürdüren Soyyiğit, günümüz insanına güncel irşat yöntemlerini de kullanmaktadır. Youtube üzerinden yayınlar ile uzaklara ulaşmayı hedeflemektedir. Tezimizin hedeflerinden olan Soyyiğit'in tasavvufi görüşlere sahip bir mutasavvıf olması, tezimizdeki bulgular doğrultusunda anlaşılmıştır ki etki alanı geniş, kullanmış olduğu tasavvufi kavram itibariyle de etkisi vefatından sonra da devam eden Melâmi meşrepli mutasavvıftır. Soyyiğit'in, İzmir, Ankara, İstanbul başta olmak üzere Türkiye ve yurtdışının birçok yerinde etkisi hâlâ sürmektedir.Item type:Item, Türkiye'nin bölgesel kalkınmasına yönelik AB mali yardımlarının 2007-2013 mali planı çerçevesinde yönetimsel hazmetme kapasitesi açısından değerlendirilmesi(Ankara Üniversitesi, 2024) Aydın, Burcu Miraç DıraorBu tez çalışması, Türkiye'nin AB adaylık sürecinde yararlandığı 2007-2013 dönemi Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) fonlarıyla ilgili yönetimsel hazmetme kapasitesini incelemektedir. AB'nin Bölgesel Politikası, ekonomik ve sosyal gelişmişlik farklarını gidermeyi amaçlayan önemli bir araçtır. Bu bağlamda, Türkiye gibi aday ülkeler için mali yardımlar büyük önem taşımaktadır. Tez, 2007-2013 yılları arasındaki IPA-I döneminde Türkiye'nin bölgesel kalkınma alanında aldığı mali yardımları ve bu yardımların kullanımında yaşanan fon kayıplarını Hollanda Ekonomi Enstitüsünün (NEI) AB Mali Yardımlarının Yönetimsel Hazmetme Kapasitesi Unsurları Gösterge Seti ve Metodolojisini baz alarak değerlendirmektedir. Bu kapsamda tez, Türkiye'nin yönetimsel hazmetme kapasitesini bölgesel kalkınma alanına odaklanarak değerlendirirken fon tahsisatları, kurumsal yapı, yönetim, programlama, planlama, insan kaynakları, proje havuzu, kapasite geliştirme, uygulama, izleme ve değerlendirme gibi unsurları dikkate alarak yorumlamıştır. Araştırmanın temel amacı, Türkiye'nin AB mali yardımlarını daha etkin kullanabilmesi için öneriler sunmaktır. Tezin teorik çerçevesi, özellikle bölgesel kalkınma, mali yardımlar ve AB Bölgesel Politikası literatürüne dayanmakta olup, yönetimsel etkinlik konusunu detaylı bir şekilde ele almaktadır. Bu kapsamda karşılaştırmalı analiz yöntemiyle, Türkiye'nin mali yardımlarını PHARE dönemi Merkezi ve Doğru Avrupa Ülkeleri örnekleri ve IPA kapsamında diğer aday ülkeler ve potansiyel aday ülkelerle kıyaslayarak farklılık, çelişki, benzerlikleri ve Türkiye için temel çıkarımları ortaya koymaktadır. Araştırma yöntemi olarak Avrupa Komisyonu raporları ve düzenlemeleri incelenmiş, PHARE ve IPA-I dönemleri ekseninde Türkiye'nin mali yardımlarını diğer aday ülkelerle karşılaştıran kapsamlı analizler yapılmıştır. Tez değerlendirmeleri kapsamında, IPA'nın genelinde ve bileşen bazlı olarak bakıldığında, tezin odak noktası olan Bölgesel Kalkınma bileşeni altında yer alan OP'lerde de önemli ölçüde fon kayıpları mevcut olduğu görülmektedir. Tez kapsamında ayrıca, Avrupa Komisyonun tahsisatlarında ve fon kullanım uygulamalarında diğer aday ülkelere uygulanmayan standartların eşitlik ilkesine aykırı biçimde Türkiye için uygulandığını tespit ederek kanıtlar sunulmaktadır. Tez kapsamında yapılan hesaplamalar göstermektedir ki; diğer aday ülkelerle aynı kriterlerin (MIFF'de yer alan kişi başı 30 avro kriterinin) Türkiye için de uygulanması halinde, Türkiye'nin AB'den en az 4 kat daha fazla kaynak tahsisatı alması gerektiğini göstermektedir. Bu çerçevede tez çalışması Türkiye'nin AB fonlarını hazmetme kapasitesini artırmaya yönelik önemli yapısal adımlar olarak; IPA tahsisatlarındaki çelişkilerin ve hibe programı kullanamama, bazı OP'ler ve tedbirler için coğrafi sınırlamaların kaldırılması için Avrupa Komisyonu ile müzakere süreci başlatılması, DIS kapsamındaki stratejik yaklaşımlar, öncelik alanları, yönetim ve koordinasyon yapılarında revizyon yapılması, programlama ve uygulamada etkinlik için entegre bölgesel operasyonel program tasarımının yapılması, kalkınma ajansları başta olmak üzere IPA kapsamında aracı kurumlar belirlenmesi ve uygulama ajanslarının sektörel kurumlarla çeşitlendirilmesi gibi önlemler alınmasını önermektedir. Çalışma proje havuzunun merkezi, bölgesel ve yerel düzeyde güçlendirilmesi ve fonların tabana yayılması hususlarını da öncelikli olarak görmektedir. Bunun yanı sıra, ulusal bütçe ve sektörel politikalarla uyum ve tamamlayıcılığın artırılması, e-devlet ile entegre ve sadeleştirilmiş süreçler tasarlanması, göstergelere dayalı bir anlayışla izleme ve değerlendirmenin güçlendirilmesi ve programlamaya katkı sunacak şekilde sistematikleştirilmesi, iletişim, bilgilendirme ve tanıtımın etkili biçimde yapılması, mali yönetim ve kontrol alanında risk yönetiminin güçlendirilmesi hususları diğer öncelikli yönetimsel hazmetme kapasitesi unsurları olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede tez, Türkiye'nin AB fonlarını daha etkili kullanabilmesi için gerekli yönetimsel iyileştirmelere yönelik somut öneriler sunmaktadır.Item type:Item, Kırsal Iğdır’dan kocaların göçü: geride kalan kadınların deneyimledikleri zorluklar ve baş etme stratejileri(Ankara Üniversitesi, 2026) Dalkıran, YurdanurBu çalışma, erkeklerin göç etmesinin ardından Iğdır’ın kırsal bölgelerinde geride kalan kadınların değişen ‘‘kadınlık’’ ve ‘‘erkeklik’’ algılarını, toplumsal cinsiyet rollerini, karşılaştıkları zorlukları, aile içi iş bölümüne ve yalnızlığa bakış açılarını, deneyimlerini, yaşam stratejilerini, beklentilerini ve sürecin çocuklar üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışmanın temel amacı ‘‘geride kalmanın’’ özünde ne anlama geldiğini toplumsal cinsiyet perspektifiyle ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde kocaları göç etmiş, yalnız veya çocuklarıyla birlikte Iğdır’da yaşayan kadınlarla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve katılımcıların ifadeleri anlamın korunmasına özen gösterilerek doğrudan alıntılar şeklinde sunulmuştur. Bulgular erkeklerin farklı gerekçelerle ve çoğunlukla yasadışı yollarla göçe –çoğunlukla ekonomik gerekçeler öne sürülerek göç meşru kılınmaya çalışılsa da– yöneldiklerini buna karşın kadınların ve çocukların ekonomik, sosyal ve duygusal açıdan çok yönlü güçlüklerle baş başa kaldıklarını göstermektedir. Çalışma, Iğdır’da yaşanan göç olgusunun ardından geride kalan kadınların toplumsal konumlarında ve toplumsal cinsiyet rollerinde meydana gelen dönüşümleri, karşılaştıkları zorlukları ve bu zorluklara karşı geliştirdikleri yaşam stratejilerini ortaya koyarak göç araştırmalarına katkı sunmayı amaçlamaktadır.Item type:Item, Sami diller çalışmalarında Arapçaya ve İbraniceye Batı’da ve Arap dünyasındaki yaklaşımlar (XVIII. - XXI. YY.)(Ankara Üniversitesi, 2026) Gülaçar, Halil İbrahimSami diller arasındaki benzerlikler ilk defa Orta Çağ’da Yahudi ve Arap dil bilimcilerin ana dilleri üzerine yaptıkları çalışmalar ile ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar daha çok Arapça ve İbranice ekseninde şekillenmiştir; ancak bu çalışmalar, bu dil ailesinin varlığını tespit etmeye neden olacak nitelikte olmamıştır. Avrupa’da ise XIX. yüzyıldan itibaren dillerin karşılaştırılmasına yönelik yeni bir dil yöntemi gelişmiştir. İlk defa XVIII. yüzyılda ortaya atılan Sami diller kavramı, XIX. yüzyılda dillerin karşılaştırmalı çalışmaları ile farklı bir boyut kazanmıştır. Bu yüzyılda dil bilimin bağımsız bir bilim dalı hâline gelmesiyle birlikte Sami diller, bir dil ailesi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu yüzyıldan itibaren Batı’da yapılan çalışmalarda, Orta Çağ Arap dünyasına benzer şekilde Arapça ve İbranice genellikle birlikte değerlendirilmiştir. Ancak bu iki dile yönelik birbirinden oldukça farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir. XIX. yüzyıldan sonra Arap dünyasında yaşanan değişimlerle birlikte, Batı’nın da etkisiyle Araplar bu konuya yönelmiş ve Arapça ile İbraniceye yönelik çalışmalar yapmışlardır. Ancak Arap dünyasında İsrail Devleti’nin kurulması ve Arapların İsrail ile olan çatışmalarının ortaya çıkması ile birlikte, İbraniceyi Arapçanın bir lehçesi olarak kabul edip varlığını görmezden gelen bir ekol ortaya çıkmıştır. Buna karşılık Arap dünyasında Ramazan Abdu’t Tevvâb’ın öncülük ettiği bir ekol ise Batı tarzı karşılaştırmalı filoloji yöntemini benimsemiştir. Bu nedenle Arap dünyasında Arapça ve İbraniceye yönelik tek tip bir düşünce yapısından ziyade, birbirine zıt olarak nitelendirilebilecek farklı yaklaşımların mevcut olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Orta Çağ Arap dünyasında Yahudi ve Arapların çalışmaları özet mahiyetinde açıklanmış; daha sonra XIX. yüzyıldan itibaren söz konusu dillerin filolojik ve karşılaştırmalı dilbilimsel açıdan incelenmesinde uygulanan yöntemler ele alınarak Arapça ve İbranicenin bu çalışmalardaki konumu ortaya konulmuştur. Konunun girişi ve tarihsel arka planı niteliğinde olan bu iki bölümden sonra, önce Avrupa’da bu konuda yapılan çalışmalarda söz konusu dillere yönelik yaklaşımların, ardından Arap dünyasında mevcut olan yaklaşımların açıklanması hedeflenmiştir.
