Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, 1,2,4 Trimetilbenzen’in disproporsiyonuyla ksilen üretimine metal yüklü beta zeolit katalizörlerin etkisi(Ankara Üniversitesi, 2026) Ünal, Firdevs BüşraPetrokimya sanayisinde katalitik reforming proseslerinden elde edilen ağır aromatik fraksiyonlar, benzindeki aromatik hidrokarbon miktarına getirilen çevresel sınırlamalar nedeniyle arz fazlası oluşturmaktadır. Ağır reformatın yaklaşık %39'unu oluşturan 1,2,4-trimetilbenzen (1,2,4-TMB), yüksek katma değerli ksilen izomerlerine dönüştürülebilmesi nedeniyle önemli bir hammadde niteliğindedir. Ksilen izomerleri, başta polietilen tereftalat (PET) üretimi olmak üzere boya, reçine ve polimer sanayisinde yaygın olarak kullanılan temel petrokimyasal ürünler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, 1,2,4-trimetilbenzenin disproporsiyon reaksiyonu ile ksilen üretiminde Beta zeolit katalizörünün performansının metal modifikasyonu ile geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Beta zeolit üzerine ıslak emdirme yöntemi kullanılarak ağırlıkça %3 oranında Ni, Cu ve Zn yüklenmiş, elde edilen katalizörler BET, SEM, FTIR ve XRF analizleri ile karakterize edilmiştir. Karakterizasyon sonuçları, BET analizinde saf BEA zeolitinin yaklaşık 710 m²/g olan yüzey alanının %3 Ni yüklenmesi sonrasında 454,7 m²/g’ye düştüğü belirlenmiştir. Bu azalma, Ni türlerinin bazı gözenekleri kısmen kapatması veya erişilebilir yüzey alanını sınırlandırmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte, Ni-BEA katalizörü önemli ölçüde yüzey alanını korumuş ve en yüksek ksilen verimini sağlayarak katalitik performansın yalnızca toplam yüzey alanına bağlı olmadığını göstermiştir. Sonuçlar aynı zamanda, BEA zeolitin kristal yapısında belirgin bir bozulma meydana gelmediğini ve hedeflenen metal yükleme oranlarının başarıyla sağlandığını göstermiştir. Katalitik deneyler, sabit yataklı gaz/katı faz reaktörde 350, 400 ve 450 °C sıcaklıklarda, 1, 2 ve 3 h⁻¹ boşluk hızlarında (WHSV) gerçekleştirilmiştir. Reaksiyon sonucunda elde edilen sıvı ürünler GC-MS ile analiz edilmiş ve oluşan ürünlerin ksilen izomerleri, trimetilbenzen izomerleri ve diğer aromatik hidrokarbonlar olduğu belirlenmiştir. Deney sonuçları, sıcaklık artışının 1,2,4-TMB dönüşümünü artırırken, boşluk hızındaki artışın temas süresini azaltması nedeniyle dönüşüm oranını azalttığını göstermiştir. En yüksek 1,2,4-TMB dönüşümü %94,2 ile %3 Zn-BEA katalizöründe 450 °C ve WHSV=1 h⁻¹ koşullarında elde edilmiştir. En yüksek ksilen seçimliliği %42,95 ile yine %3 Zn-BEA katalizöründe 450 °C ve WHSV=3h⁻¹ koşullarında belirlenmiştir. En yüksek ksilen verimi ise %8,02 ile %3 Ni-BEA katalizöründe 400 °C ve WHSV=3 h⁻¹ koşullarında elde edilmiştir. Reaksiyon sonrasında gerçekleştirilen kok tayini analizleri, sıcaklık ve boşluk hızındaki artışın katalizör üzerinde oluşan kok miktarını azalttığını göstermiştir. İncelenen katalizörler arasında en düşük kok oluşumu %3 Zn-BEA, en yüksek kok oluşumu ise %3 Ni-BEA katalizöründe belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, metal yüklemesinin Beta zeolitin yapısal özelliklerini korurken katalitik performansını önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir. Zn-BEA katalizörü yüksek dönüşüm ve ksilen seçimliliği, Ni-BEA katalizörü ise ksilen verimi bakımından en başarılı performansı göstermiş olup, her iki katalizörün de 1,2,4-trimetilbenzenin disproporsiyon reaksiyonu ile ksilen üretiminde kullanılabilecek uygun katalizör adayları olduğu belirlenmiştir.Item type:Item, İtalyan ve Alman vokal ekolünün tenor repertuvarında teknik ve ifade yönünden karşılaştırmalı analizi(Ankara Üniversitesi, 2026) Öztürk, EdizYürütülen bu inceleme, İtalyan ve Alman vokal ekollerinin tenor repertuvarı üzerinden teknik, fonetik ve dramatik yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Giuseppe Verdi’nin La Traviata operasındaki Alfredo rolü ile Richard Wagner’in Lohengrin operasındaki Lohengrin rolleri üzerinden yürütülen inceleme; rezonans ve formant kullanımları, nefes yönetimi, legato uygulamaları, artikülasyon, diksiyon ve sahne yorumu gibi unsurlardaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymayı amaçlar. İtalyan ekolü açık ünlülere dayalı fonetik yapısıyla parlak ses üretimi (projeksiyon) ve chiaroscuro ton dengesi ile öne çıkarırken; Alman ekolü düşük gırtlak (larenks) pozisyonu ve Primar ton metoduyla koyu/derin tınıyı (timbre) büyük orkestralı eserlerde netlik sağlayacak şekilde koruyarak üretmeyi amaçlar. Pedagojik değerlendirmeler ele alındığında dil yapılarına göre gelişen teknik eğitim uygulamalarını, repertuvar uyarlamalarını, vibrato kullanım farklılıklarını ve bir şarkı cümlesi (frase) üzerindeki renk tercihlerini vurgular. Çalışma ile elde edilen bulgular, tenor ses renginin farklı dilsel ve müzikal bağlamlardaki esnek kullanımını ve farklı stiller üzerindeki performans bütünlüğünün incelenen teknik ilkelerle sürdürüldüğünü göstermektedir.Item type:Item, Harezm tarihi ( XIII. - XVI. Yy. )(Ankara Üniversitesi, 2026) Çırak, OsmanHarezmşahların idarî merkezi olan Harezm, 1220 yılında Moğollar tarafından işgal edildi. Harezm'in siyasî merkezi konumundaki Köhne Ürgenç, Cuci Ulusu'nun hâkimiyetine bırakılırken, güneydeki Kat ve Hive gibi kasabalar Çağatay Ulusu'nun idaresine geçti. Emir Timur'un seferlerine kadar, İlhanlılar ve Çağatay ulusunun küçük çaplı müdahaleleri dışında, bölge yaklaşık bir buçuk asra yakın bir süre Altın Orda hâkimiyetinde kaldı (1221–1370). Harezm, Altın Orda'nın en önemli tarım ve ticaret merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, Çin'e yönelen tüccar ve misyonerlerin güzergâhında bir terminal işlevi görmekteydi. Deşt-i Kıpçak'tan Hindistan ve İran'a ulaşan yollar üzerinde önemli bir kavşak noktasıydı. Harezm, Altın Orda sahasının nüfuzlu emirlerinden Kutluk Timur ile Timurlular döneminde Şahruh'un önde gelen emirlerinden Şah-Melik gibi kişilere emanet edilmiştir. Bu durum, Harezm yöneticilerinin ulus hiyerarşisi içerisindeki konumlarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Toktamış Han'ın Mangışlak üzerinden Mâverâünnehir'e yönelik saldırılarında Harezm'i bir merkez olarak kullanması üzerine, bölge Emir Timur tarafından tahrip edildi. Ardından Harezm'de, Ebulhayr Han ve Şibanî Muhammed Han'a bağlı Özbek unsurlarının nüfuz ettiği yeni yerleşimler ortaya çıktı. Şibanî Muhammed Han, Kazaklara karşı yürüttüğü askerî harekâtlarda Harezm'i ileri bir karakol ve ticareti denetleyen bir gümrük noktası olarak kullandı. Onun ölümünün ardından bölge kısa bir süre Safevîler tarafından atanan valilerce idare edildi. XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde Yadigâr Han soyunun yönetimine geçen Harezm'de ekonomik ve kültürel yaşamda belirgin bir çöküş yaşandığı gözlenmektedir. Bölgenin içine düştüğü bu durum, İngiliz tüccar Anthony Jenkinson, Osmanlı seyyahı Defterdar Seyfi Çelebi ve kendi dönemine dair bir tarih yazdıracak kimse bulamadığından yakınan Ebulgazi Bahadır Han gibi farklı tanıklar tarafından açıkça ifade edilmiştir.Item type:Item, Teori ve pratiğiyle Hz. Muhammed'in Uhud gazvesi(Ankara Üniversitesi, 2026) Dalga, MusabHz. Peygamber’in sîretinde askerî faaliyetler, müşrikler ve diğer gayrimüslim unsurlarla kurulan münasebetlerin şekillenmesinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu itibarla Asr-ı Saâdet döneminde gerçekleşen gazveler, Arap yarımadasındaki toplum yapısında siyasî, sosyal, iktisadî, kültürel ve dinî açılardan köklü değişimlerin meydana gelmesine zemin hazırlamıştır. Bu gazveler arasında Uhud Gazvesi de hem Müslümanlar hem de müşrikler açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni metodu kullanılarak Hz. Peygamber’in Uhud Gazvesi teorik ve pratik boyutlarıyla incelenmiştir. Bu amaçla araştırmada gazvenin ortaya çıkmasına neden olan siyasî, dinî, ekonomik ve sosyal sebepler, Müslümanların gazve öncesindeki hazırlık süreçleri, askerî ve lojistik altyapıları, malî durumları, kabileler arasında kurulan ittifaklar, erkek ve kadınların gazveye katılım oranları ile katkıları, çarpışma sürecindeki tutum ve davranışları, gazve sonrasındaki gelişmeler ve ortaya çıkan sonuçlar ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Aynı şekilde müşriklerin Uhud Gazvesi süresince takip ettikleri hazırlık, strateji ve uygulamalar da kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma neticesinde, müşriklerin yüksek malî imkânlara sahip oldukları, askerî yapı ve lojistik bakımından daha donanımlı bir şekilde Uhud Gazvesine hazırlandıkları ve büyük bir askerî güçle gazveye katıldıkları tespit edilmiştir. Buna karşılık Müslümanların ekonomik, askerî ve lojistik altyapı bakımından daha sınırlı imkânlarla gazveye iştirak ettikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte, Uhud Gazvesi’nde görünüş itibariyle müşrikler üstünlük sağlamış olsalar da Müslümanların maddî ve mânevî açıdan önemli kazanımlar elde ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.Item type:Item, Vatan ve millet caddelerindeki kaybolan miraslar(Ankara Üniversitesi, 2025) Akgül, MustafaYeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti her alanda reformlar yaparak yeni bir Devlet kurmanın çalışmalarına hızla başlamıştır. Savaştan harap halde çıkmış olan İstanbul'un modern bir kent görüntüsü vermek için imar planları hazırlatılmış ve uygulamaya konulmuştur. 1936' da Henri Prost'la başlayan imar hareketi 1950'de Adnan Menderesin Başbakan olmasıyla hız kazanmıştır. Bu çalışmamda Millet ve Vatan caddeleri açılırken istimlak çalışmaları sırasında kaybolan tarihi yapılarımız konu edilmiştir. Modernleşme adı altında kaybettiklerimiz ortaya koymaya çalışılmıştır.
