Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Production of graphene oxide/poly (lactic acid)-based nanofibers for neural regeneration(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2018) Öztatlı, Hayriye; Ege, DuyguPeripheral nerve injury is a serious health problem and it significantly affects the patients’ quality of life. Short gap of the peripheral nerve damage recover very slowly and if the gap between transected nerve ends is large, self- recovery becomes impossible. Hence, repair and regeneration strategies of peripheral nerve injuries have taken a great deal of consideration. n this study, a novel neural scaffold was produced by combining graphene oxide (GO) with polylactic acid (PLLA) to produce electrospun nanofibers to enhance physical, chemical and biological properties of currently used scaffolds. The produced GO/PLLA nanofibers had a tensile modulus of 381 MPa and 10 MPa tensile strength. These values were found to be similar to the mechanical properties of peripheral nerve tissue. Biocompatibility studies also demonstrated that the produced biomaterials contributed to nerve tissue growth. This study shows that GO/PLLA based nanofibers show potential for the regeneration of nerve tissue. Periferal sinir hasarı ciddi bir sağlık sorunu olup hastanın hayat kalitesini ciddi olarak etkilemektedir. Periferal sinir hasarı çok yavaş iyileşir ve iki sinir ucu arasında mesafe çoksa, hiç iyileşemez. Bu sebeple, sinir hasarının tedavisi için farklı stratejiler geliştirilmektedir. Bu çalışmalar grafen oksit (GO)/polilaktik asit (PLLA) bazlı sinir iskelelerinin gelişmesini sağlamıştır. Bu iskeleler ile biyomalzemenin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada, GO PLLA içerisine ilave edilmiştir ve elektroeğirme yöntemiyle matlar üretilmiştir. Daha sonra üretilen malzemelerin mekanik özellikleri ve biyouyumlulukları test edilmiştir. Üretilen GO/PLLA nanofiberler 381 MPa çekme modülüne ve 10 MPa çekme kuvvetine sahiptir. Bu değerler sinir dokusunun mekanik özelliklerine çok yakındır. Biyoyumluluk çalışmaları da üretilen biyomalzemelerin sinir hücresi gelişimine katkı sağladığını göstermiştir. Yapılan çalışmalar GO/PLLA bazlı nanofiberlerin sinir dokusu rejenerasyonu için ümit vaad ettiğini göstermiştir.Item type:Item, Effect of concentration of citric acid on the rheological properties of methylcellulose hydrogels(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2018) Oğuz, Öznur Demir; Ege, DuyguIn this study, the influence of sodium citrate dehydrates (SC) salts on the rheological properties of a thermoresponsive hydrogel was investigated. The hydrogel was prepared by combining 8 w/v % methylcellulose (MC) and 2.5 w/v % gelatin with various SC concentrations. Synthesized hydrogels were characterized by using Fourier Transform Infrared Spectroscopy and Scanning Electron Microscopy. Subsequently, the effect of 1, 2 and 3 w/v % of SC on the gelation temperature was investigated by test tube tilting method. Time and temperature dependent variations of loss (G’’) and storage (G’) modulus and complex viscosity (Pa.s) of hydrogels were investigated by using oscillation rheometer. The sharp increase of G’ and Pa.s indicates the gelation temperature and gelation time. The results show that the addition of SC to the MC/gelatin blend decreased the gelation temperature from 32 °C to ~27 °C. There are no significant differences between gelation time of hydrogel samples for the prepared concentrations. However, the complex viscosity and gel strength clearly increased by incorporation of SC salts. Overall, the results suggest that incorporation of citric acid to methylcellulose based hydrogels significantly affects their rheological properties. Bu çalışmada, sodyum sitrat tuzunun (SC) ısıya duyarlı hidrojellerin reolojik özelliklerine etkisi incelenmiştir.Hidrojeller 8 ağırlık oranında metilselüloz ve 2,5 ağırlık oranında jelatine farklı oranlarda SC ilave ederek hazırlanmıştır. Daha sonra 1, 2 ve 3 ağırlık oranında SC eklenen örnekler üretilmiştir. SC oranının jelleşme sıcaklığına etkisi test tüpü çevirme yöntemiyle analiz edilmiştir. Sentezlenen hidrojeller Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopi ve Taramalı Elektron Mikroskobu ile analiz edilmiştir. Hidrojellerin zamana ve sıcaklığa dayalı, viskoz modülü (G’’), depo modülü (G’) ve kompleks vizkozite değerleri salınımlı reometre cihazı ile ölçülmüştür. G’ ve vizkozite değerlerindeki ani artış jelleşme sıcaklığı ve süresini göstermektedir. Bulgular: Çalışmada elde edilen bulgular SC ekleyerek jelleşme sıcaklığının 32 °C’den 27 °C’ye düştüğünü göstermektedir. Jelleşme süresinde ise örnek grupları arasında farklılık görülmemektedir. Kompleks viskozitenin ve jel kuvvetinin ise SC ilave edildiğinde arttığı gözlemlenmiştir. Metilselüloz bazlı hidrojellere sitrik asit ilave edilmesi, hidrojellerin reolojik özelliklerini belirgin olarak etkilemektedir.Item type:Item, Sağlık bakanlığı global bütçesinin teşhis i̇lişkili gruplara göre dağıtımı*(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2018) Özkan, Okan; Ağırbaş, İsmailBu çalışmanın amacı; Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin 2015 yılına ait Teşhis İlişkili Gruplar verileri kapsamında vaka karması indeksi değerlerinin hesaplanması, hastanelerin ayakta hasta verileri ve ürettikleri toplam bağıl değerlere göre global bütçeden almaları gereken tutarların belirlenmesi ve global bütçeden 2015 yılında aldıkları tutarlarla karşılaştırılmasıdır. Bu çalışma tanımlayıcı tipte retrospektif bir çalışmadır. Çalışmada Sağlık Bakanlığı’na bağlı 665 hastanenin 2015 yılına ait Teşhis İlişkili Gruplar verileri, global bütçeden aldıkları tutarlar ve ayakta hasta verileri Excel programında analiz edilerek, hastanelerin vaka karması indeksi değerleri ile hastanelerin ürettikleri bağıl değerler ve muayene sayılarına göre global bütçeden almaları gereken tutarlar hesaplanmıştır. Çalışmada incelenen 665 hastanenin ortalama vaka karması indeksi değeri 0,97 olarak bulunmuştur. Hastanelerin hizmet rollerine göre ortalama vaka karması indeksi değerlerinin 0,72 ile 1,22 arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışma kapsamındaki 665 hastaneden 274 (%41,2)’ünün 2015 yılında global bütçeden aldığı tutardan daha fazla ödeme alması gerektiği, 387 (%58,2)’sinin ise daha az ödeme alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında 4 (%0,6) hastanenin global bütçeden aldıkları tutarlar tespit edilemediği için hesaplama sonucu elde edilen tutarlarla karşılaştırması yapılamamıştır. Çalışmada A1 ve A1-Dal hastanelerinin ortalama vaka karması indeksi değerlerinin 1’in üzerinde olduğu, E1 hizmet rolündeki hastanelerin tamamının global bütçeden daha az ödeme alması gerektiği saptanmıştır. Sağlık Bakanlığı global bütçesinin Teşhis İlişkili Gruplara dayalı olarak hastanelere dağıtılması ve global bütçenin kamu ve özel tüm sağlık kurumlarını kapsaması önerilmektedir. The aim of this study is to calculate case mix index values obtained for hospitals affiliated to Ministry of Health in context of the Diagnosis Related Groups data for the year of 2015, to determine the amounts which has to be received from global budget by calculating outpatient and inpatient incomes with respect to outpatient data and relative value produced by these hospitals, and to compare with the amounts received from the global budget in 2015. This study is a retrospective study of descriptive type. In the study, 665 hospitals affiliated with the Ministry of Health data of 2015 diagnosis related groups, global budget amounts, and outpatient data were analyzed in the Excel program to calculate the hospital case mix index values and the amounts received from the global budget according to the relative values they produced and medical examination numbers of the hospitals. Mean case mix index of these 665 hospitals included in the study was calculated as 0.97. According to the service roles of the hospitals, the mean case mix index values were found to vary between 0.72 and 1.22. It was determined that 274 (41.2%) out of 665 hospitals analyzed in this study actually needed to receive more amounts, while 387 (58.2%) out of 665 hospitals needed to receive less amounts when compared to the amounts they have received from the global budget in 2015. As it was impossible to determine the exact amounts received by 4 (0.6%) hospitals from the global budget in the study, they could not be compared with the amounts obtained at the end of the calculation. İn the study, it was determined that the A1 and A1 branch hospitals’ mean case mix index values were above 1, and that all hospitals in the E1 service role were needed to receive less amount than the global budget. It is proposed that the Ministry of Health’s global budget should be distributed to hospitals based on the Diagnosis Related Groups, and the global budget should cover all public and private health institutions.Item type:Item, Sağlık bakanlığı ve üniversite hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerinin farklı bir bakış açısı ile değerlendirilmesi(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2018) Aral, Atilla; Şahbaz, Özden; Denge, TuğbaSağlık Bakanlığı hastaneleri ile üniversite hastanelerinin sunulan sağlık hizmeti açısından farklı bir bakış açısıyla, retrospektif olarak çıktı bazlı değerlendirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan, 2008-2016 yılları arasındaki sağlık istatistikleri yıllıklarında yer alan 2002-2016 yıllarına ait konuyla ilgili veriler excel programında analiz edilerek hesaplamalar yapılmıştır. Sağlık istatistikleri dışında başka bir veri kaynağından faydalanılmamıştır. 2002 ile 2016 yılı verileri karşılaştırıldığında, Sağlık Bakanlığı hastanelerine göre üniversite hastanelerine müracaat eden hasta sayısındaki artışın %33, yatan hasta sayısındaki artışın %30, ameliyat sayısındaki artışın %13 daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2016 yılı incelendiğinde, 1000 hasta müracaatında, üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı hastanelerinin toplamda 3 katı kadar ameliyat ve bunların içerisinde 5 katı kadar A grubu, 4 katı kadar B grubu ve 2 katı kadar C grubu ameliyat yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. 2013-2016 yılları arasında Sağlık Bakanlığı hastanelerinin ameliyathane masası sayısında %19’luk artış varken, yapılan ameliyat sayısında ancak %2,43’lük artış olduğu, üniversite hastanelerinde ise ameliyathane masası sayısındaki %7’lik bir artışa karşın, yapılan ameliyat sayısında %11,62’lik artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2016 yılında Türkiye’de bir ameliyathane masasında yılda ortalama 724 adet ameliyat yapılırken, Sağlık Bakanlığında bu sayının Türkiye ortalamasının altında kalarak 704 olduğu ve üniversite hastanelerinde ise 790 olduğu tespit edilmiştir. Bu karşılaştırma sonucunda, Üniversite hastanelerinde, sunulan sağlık hizmeti açısından Sağlık Bakanlığı hastanelerine göre daha zor olgulara müdahale edildiği, verilen hizmetler çıktı bazlı olarak değerlendirildiğinde, daha etkin ve verimli hizmet sunulduğu ve ameliyathane masalarının Sağlık Bakanlığı hastanelerine göre çok daha verimli kullanıldığı saptanmıştır. Retrospective output-based evaluation of the Ministry of Health hospitals and University hospitals in terms of health services provided from a different view. Calculations are made in Excel program through analyzing related data for the years between 2002-2016 given in yearly health statistics published by “the Ministry of Health of the Republic of Turkey” between the years 2008-2016. No data source other than health statistics has been utilized. In comparison to the Ministry of Health hospitals the increase in the number of patients who applied at the University hospitals was 33%, the increase in the number of inpatients was 30% and the increase in the number of operations was 13% when the data of years 2016 and 2002 are compared. When the year 2016 was examined, in 1000 patients’ application, there were 3 times more operations in general and of which 5 times more group A, 4 times more group B and 2 times more group C in University hospitals in comparison to Ministry of Health hospitals. While there was 19% increase in the number of operating room tables in the Ministry of Health hospitals between 2013 and 2016, there was only 2.43% increase in the number of operations performed and the number of operating rooms tables increased by 7% in the university hospitals with an increase of 11.62% in the number of operations performed. In 2016, 724 operations on average were held on an operating table in a year in Turkey and this number was 704 in Ministry of Health hospitals which is below Turkey’s average and was 790 in university hospitals. As a result of this comparison, it was determined that more effective and efficient services were provided and operating room tables were used more efficiently in the university hospitals in comparison to the Ministry of Health hospitals when the provided services are evaluated output-based and that more tough cases were responded in the university hospitals in comparison to the Ministry of Health hospitals in terms of services.Item type:Item, Aile sağlığı merkezlerinde yetişkinlere yönelik düzenlenen sağlık eğitimleri üzerine nitel bir çalışma(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2018) Erden, Şengül; Yıldız, AhmetAraştırmada aile sağlığı merkezlerinde yetişkinlere yönelik düzenlenen sağlık eğitimlerinin mevcut durumunun, bu eğitimleri düzenleyen sağlık çalışanlarının görüş ve deneyimlerine dayalı olarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ili Mamak ve Çankaya ilçelerinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde çalışan, altı aile hekimi ve sekiz aile sağlığı elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Formun birinci bölümünde araştırmaya katılanların sosyo-demografik özelliklerini içeren sorular, ikinci bölümünde ise düzenledikleri sağlık eğitimlerine ilişkin sorular bulunmaktadır. Tüm görüşmeler katılımcılarla yüz yüze yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının, sağlık eğitimi veya yetişkin eğitimi hakkında düzenli bir eğitim almadıkları ve eğitimleri planlama, düzenleme ve değerlendirme aşamalarında herhangi bir pedagojik-androgojik yöntem kullanmadıkları saptanmıştır. Sağlık çalışanları, eğitim verirken genellikle mesleki deneyimlerinden faydalandıklarını, başvuran kişinin eğitim taleplerini ve gelişimsel dönemlerini dikkate aldıklarını belirtmişlerdir. Aile sağlığı merkezlerinde düzenlenen eğitimlerin büyük bir kısmı amacına ulaşamamaktadır. Sağlık çalışanlarına, eğitimleri nasıl düzenleyecekleri konusunda, eğitici eğitimleri verildiği takdirde eğitimlerin başarı şansı artacaktır. The aim of this study is to reveal the current situation of health education held for adults in family health centers based on the opinions and experiences of health professionals who have been arranging these trainings. The research group on this study consists of six family practitioners and eight staffs of family health who work in family health care centers which are located in Mamak and Çankaya districts in Ankara. In order to collect data, a semi-structured interview form was used. In the first part of the form, there are questions that reveal the socio-demographic characteristics of the participants of the study; the second part includes questions concerning the health trainings they have arranged. All interviews were made face to face. The data was analyzed by content analysis method. It was found out that health professionals participating in the survey were not regularly trained about health education or adult education and that they have not used any pedagogical andrographic methods during the planning, organizing and evaluation stages of their training. Health professionals indicated that they usually take the advantage of their occupational experiences and consider the applicants’ educational expectations and their developmental phases during the trainings. A majority of the trainings taking part in family health care centers do not reach its purpose. Trainings will be more likely to succeed if health professionals are trained in how to arrange their trainings.
