Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Thoracic intradural extramedullary epidermoid tumor: two rare cases(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Solmaz, Serdar; Eroğlu, Ümit; Özgüral, Onur; Doğan, İhsan; Mammadkhanlı, Orkhan; Attar, AyhanIntradural epidermoid tumors of the spinal cord are commonly associated with spinal cord dysraphism or invasive procedures. The spinal epidermoid tumor, frequently located intradural extramedullary region, is typically found in the lumbar region, and its placement in the thoracic region is rare. Furthermore, it is rarely observed without underlying spinal dysraphism or invasive intervention. The first case, a 52-year-old female patient was evaluated for back pain. On the thoracic magnetic resonance imaging (MRI) conducted, a 7-mm diameter intradural extramedullary non-enhancing nodular formation posterior to the T3 vertebra was detected. This lesion was completely excised via surgical intervention because of the increased size and the resultant hypoesthesia below T4 dermatome noted at follow-up. The second case, a 31-year-old woman presented with new-onset weakness in both legs. Notably, she has a history of a spinal mass lesion in the thoracic region 5 years ago. Thoracic MRI was performed to examine the recurrence, and it revealed a hypointense mass lesion axial plane with intradural extramedullary circumferential enhancement in the left posterior T6 level. This lesion was completely removed. No recurrence was noted at follow-up, and the histopathological diagnosis confirmed an epidermoid tumor. An isolated epidermoid tumor should be considered in the differential diagnosis of intradural -extramedullary mass lesions of the thoracic region. The tumor was successfully resected in its entirety via surgical intervention without any neurological deficit. Our cases support the fact that surgical resection is a crucial factor in recurrence. Spinal kordun intradural epidermoid tümörleri genellikle spinal kord disrafizmi veya invaziv prosedürlerle ilişkilidir. Sıklıkla intradural ekstramedüller yerleşimli olan spinal tümör genellikle lomber bölge yerleşimli olup torakal yerleşim nadir görülmektedir. Ayrıca, altta yatan spinal disrafizm veya invaziv girişim olmadan görülmesi oldukça nadirdir. İlk olgu, 52 yaşında kadın hasta sırt ağrısı şikayeti ile tetkik edilmiş. Torakal manyetik rezonans görüntüleme (MRG), T3 vertebra posteriorunda intradural-ekstramedüller yerleşimli 7 mm çaplı, kontrastlanmayan nodüler oluşum saptandı. Takiplerinde boyut artışı olması ve T4 dermatom altı hipoestezi gelişmesi üzerine cerrahi girişimle total olarak eksize edildi. İkinci olgu, 31 yaşında kadın hasta yeni başlangıçlı her iki bacakta güçsüzlük şikayeti ile başvurdu. Hastanın 5 yıl önce torakal bölgeden spinal kitle nedeniyle operasyon öyküsü olması nedeniyle nüks açısından yapılan torakal MRG’sinde T6 seviyesinde spinal kord sol posteriorunda, intradural ekstramedüller çevresi kontrastlanan hipointens aksiyel düzlemde kitle lezyonu saptanmıştır. Hastanın aynı seviyeye yapılan yeni cerrahi girişim ile intradural ekstramedüller yerleşimli morfolojik olarak epidermoid tümör ile uyumlu kitle lezyonu total olarak eksize edildi. Histopatolojik olarak da epidermoid tümör olarak değerlendirilen hastanın ikinci operasyonla total rezeksiyon sonucu 1 yıllık takibinde nüks saptanmadı. Torakal bölgenin intradural-ekstramedüller yerleşimli kitle lezyonlarının ayırıcı tanısında izole epidermoid tümör akılda tutulmalıdır. Olgularımızda güvenli total tümör rezeksiyonuyla rekürenssiz ve nörolojik defisitsiz başarılı cerrahiye ulaşıldı. Olgularımızda da görüldüğü üzere cerrahi rezeksiyonun rekürens açısından önemli bir faktör olduğu desteklenmektedir.Item type:Item, Intraventricular cavernoma(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Özdemir, Meltem; Dilli, Alper; Kavak, Rasime Pelin; Akdağ, Tuba; Güldoğan, Esra SoyerCerebral cavernomas are simple vascular malformations that are mostly located in the brain parenchyma and usually remain asymptomatic. With the incidence of 0.5%, they are the most commonly identified cerebral vascular malformations in general population. However, with only 138 reported cases to date, intraventricular cavernomas are exceptionally rare. They may either remain asymptomatic or cause serious clinical conditions depending on their size and location. Sectional imaging methods are essential in their diagnosis. And in symptomatic cases, complete surgical removal is the treatment of choice. Here, we present a 67-year-old lady with an intraventricular cavernoma in the third ventricle of whom the symptoms were mild and ambiguous and therefore we preferred close clinical and radiological follow-up instead of intervening. Serebral kavernomlar, pek çoğu beyin parankiminde yer alan ve sıklıkla asemptomatik kalan basit vasküler malformasyonlardır. Sıklıkları %0,5 olup genel populasyonda en sık rastlanan serebral vasküler malformasyondurlar. Bununla birlikte, intraventriküler kavernomlar, bugüne dek sadece 138 olgu bildirimi ile istisnai derecede nadir lezyonlardır. Asemptomatik olabilecekleri gibi, boyut ve lokalizasyonlarına bağlı olarak ciddi klinik tablolara da yol açabilirler. Tanıda, kesitsel inceleme metotları esastır. Ve semptomatik olgularda tedavi yöntemi, cerrahi olarak çıkarılmalarıdır. Burada, 67 yaşındaki bir bayanda, semptomları hafif ve belirsiz olan ve bu nedenle girişim yapmak yerine yakın klinik ve radyolojik takibi tercih ettiğimiz, üçüncü ventrikül yerleşimli bir intraventriküler kavernom olgusunu sunuyoruz.Item type:Item, Çocuklarda nadir görülen bir durum: diş aspirasyonu(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Özcan, Gizem; Gurbanov, Anar; Göllü, Gülnur; Can, Özlem Selvi; Çobanoğlu, NazanYabancı cisim aspirasyonu çocuk ve erişkin yaşta gerçekleşebilir ve asemptomatik olabileceği gibi ciddi solunum yolu komplikasyonlarına hatta ölüme neden olabilir. Diş aspirasyonu yaşlılarda, motormental geriliği olan hastalarda ve nörolojik hastalıkları olanlarda sıklıkla gerçekleşebilirken; tüm yabancı cisim aspirasyonları arasında düşük bir orana sahiptir. Altı hafta önce ateş, balgamlı öksürük ve hırıltı şikayeti başlayan; bu nedenle oral antibiyotik, inhale kortikosteroid ve salbutamol tedavisi uygulanan; ateşi düşen ancak öksürüğü geçmeyen 10 yaşında erkek hastanın özgeçmiş ve soygeçmişinde özellik saptanmadı. Fizik muayenesinde genel durumu iyi, kalp tepe atımı: 96/dk, solunum sayısı: 16/dk, nabız oksimetre ile bakılan oksijen saturasyonu %100 saptandı ve solunum sistem muayenesinde sol hemitoraksta arkadan dinlemekle tüm alanlarda ronküs duyuldu. Akciğer grafisinde sol hilus bölgesinde 1x0,5 cm büyüklüğünde radyoopak alan görüldü. Yapılan fleksibl bronkoskopi sırasında sol alt lob bronşu girişinde etrafı koyu mükoz sekresyonla kaplı yabancı cisim görüldü. Ardından rijit bronkoskop ile çıkarılan yabancı cisimin bir adet molar diş olduğu görüldü. İşlem sonrası aile ile tekrar görüşüldüğünde hastanın öksürük şikayetinin başlamasından iki hafta önce lokal anestezi ile iki adet diş çekimi yapıldığı, çekim sırasında öğürme ardından ani öksürmesinin olduğu, dişlerden birinin aileye teslim edilmesine rağmen diğer dişin aileye verilmediği öğrenildi. Bronkoskopi sonrası uygun oral antibiyotik tedavisi ile takibe alınan hastanın şikayet ve bulguları tamamen kayboldu. Sağlıklı çocuklarda yabancı cisim aspirasyonları arasında diş aspirasyonunun çok sık olmaması sebebiyle olgumuz sunulmuştur. Foreign body aspiration can occur in children and adults and can be asymptomatic or cause serious respiratory complications and even death. Tooth aspiration can occur frequently in the elderly, in patients with motor-mental retardation and in patients with neurological diseases; it has a low ratio between all foreign body aspirations. A 10-year-old male patient presented with fever, wet cough and wheezing six weeks before his admission. He had chronic cough although he was treated with oral antibiotherapy, inhaled corticosteroids and salbutamol. The patient’s history and family history were unremarkable. On physical examination, his general condition was good, heart rate: 96/min, respiratory rate: 16/min, oxygen saturation measured by pulse oximeter was 100%, and respiratory system examination revealed rhonchi in all areas of the left hemithorax. Chest X-ray revealed a 1x0.5 cm radiopaque area in the left hilus region. During the flexible bronchoscopy, foreign body covered with thick mucous secretion was observed at the entrance of the left lower lobe bronchus. Subsequently, the foreign body extracted with rigid bronchoscope was found to be a molar tooth. After the procedure, his family was interviewed again and it was learned that the patient had two teeth extractions with local anesthesia two weeks before the onset of the cough. It was learned that there was sudden coughing after retching, one of the teeth was delivered to the family and the other tooth was not given to the family. After bronchoscopy, he was followed up with appropriate oral antibiotherapy and his symptoms disappeared completely. Tooth aspiration is not common among foreign body aspirations in healthy children therefore this case report is presented.Item type:Item, Bacillus cereus’un etken olduğu travma i̇lişkili yara enfeksiyonu(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Oğuzman, Elif; Çetin, Hikmet; Kalem, Mahmut; Karahan, Zeynep Ceren; Evren, Ebru; Us, EbruBacillus cereus, toprak, toz ve çamur, çürüyen organik madde, tatlı ve tuzlu sular, sebzeler ve fomitler de dahil olmak üzere doğada yaygın olarak bulunan, aerobik, endospor oluşturan Gram-pozitif çomaktır. Klinik örneklerden izole edildiğinde genellikle “kontaminant” olarak yorumlanır. Ancak hem gastrointestinal hem de ekstraintestinal enfeksiyonlarda etken olarak da bulunabilmektedir. Bu olgu sunumunda, ateşli silah yaralanması sonucu gelişen tibia ve fibula kırığı nedeniyle opere edilen 35 yaşında diyabetik erkek hastada gelişen ve B. cereus’un etken olduğu post-travmatik yara enfeksiyonu sunulmuştur. B. cereus laboratuvarda her zaman kontaminant olarak kabul edilmemeli ve post-operatif ve post-travmatik yara enfeksiyonlarında etken olarak akılda bulundurulmalıdır. Bacillus cereus is an aerobic, endospore-forming Gram-positive rod found widely in nature, including soil, dust and mud, rotting organic matter, fresh and salt water, vegetables and fomites. When isolated from clinical specimens it is often interpreted as a “contaminant”. However, it may present as an etiological agent in both gastrointestinal and extraintestinal infections. In this case report, we have presented a post-traumatic wound infection due to B. cereus in a 35 year-old, diabetic patient who have applied to hospital with gunshot injury and operated due to tibia and fibula fractures. B. cereus should not always be considered as a contaminant when cultured in the laboratory and should be kept in mind as a pathogen especially post-operative and post-traumatic wound infections.Item type:Item, İmperfore himene bağlı karın ağrısının over torsiyonuyla karıştığı bir olguda fizik i̇ncelemenin önemi(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Küçükkuray, Merve Duman; Balcı, Özlem; Yağız, Beytullah; Ergün, Ergunİmperfore himen yaklaşık olarak 2000 kadında bir görülmekle birlikte sıklıkla sporadiktir. Hemen hemen tüm olgularda tanı adolesan döneminde primer amenore veya pelvik ağrı incelemesi esnasında fizik inceleme ile konmaktadır. On üç yaşındaki kız hasta hastanemize dış merkezden over torsiyonu ön tanısıyla yönlendirildi. Hastanemize başvurduğunda yapılan fizik muayenesinde muayenesinde pelvik bölgeden umbilikusa dek uzanan dolgunluk ve her iki alt kadranda hassasiyeti mevcuttu. Yapılan genital muayenede dış genital organlar normal olmakla birlikte vestibülün izlenmesi gerektiği yerde mavi refle veren (ıkınma olmaksızın) bombeleşme saptandı. İmperfore himen nedeniyle oluşan hematokolpos öntanısı ile acil olarak genel anestezi altında ameliyat edildi. Her ne kadar son yıllarda görüntüleme yöntemleri öne çıksa da fizik inceleme ve anamnez ilk basamak tanı yöntemi olmalıdır. Özellikle imperfore himen gibi özellikli muayene bulgusu ile kolay tanınabilen durumlarda dikkatli fizik muayene gereksiz tetkiklerin önüne geçebilir ve tedavi sürecini hızlandırabilir. Imperforate hymen has been reported to occur in one in 2000 in females and it is mostly a sporadic event. In almost all cases, patients apply to the hospital with complaints of primary amenorrhea or pelvic pain. The diagnosis is made during physical examination. A 13 years old female patient was referred to our hospital with a preliminary diagnosis of ovarian torsion. Physical examination showed that the external genital organs were normal, but bulging-bombing with blue reflection (without straining) was found where the vestibule should be monitored. She was operated under general anesthesia for hematocolpos due to imperforate hymen. Physical examination may prevent unnecessary procedures and examinations and also accelerate the treatment process especially as in the cases that can be easily diagnosed with a special examination finding such as imperforate hymen.
