Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Türkiye’de milliyetçiliğin sağ ve sol siyasetteki görünümleri: 1960-1980 dönemi üzerine bir sözlü tarih çalışması
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Tuğrul, Fatma Seda Kundakcı
      Bu tez, Türkiye’de 1960-1980 yılları arasında sağ ve sol siyasal geleneklerin farklı damarları içinde milliyetçiliğin kazandığı çoğul biçimleri sözlü tarih yöntemi aracılığıyla incelemeyi konu edinmektedir. Çalışmanın temel amacı, bahsi geçen zaman aralığında farklı siyasal grupların milliyetçilikle hangi ideolojik hatlar üzerinden ilişki kurduklarını, bu ilişkiyi hangi tarihsel dönemlerde ve hangi koşullar altında yeniden tanımladıklarını ya da kimi zaman bu çizgiden nasıl uzaklaştıklarını ortaya koymaktır. Tezin çıkış noktası, milliyetçiliğin yalnızca sağ siyasetle özdeşleştirilebilecek tekil bir ideolojik aidiyet değil; Türkiye’de neredeyse tüm siyasal geleneklerin söylemine, duygulanım dünyasına ve gündelik tahayyüllerine farklı yoğunluk ve biçimlerde sızmış çok yönlü bir anlam alanı olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çerçevede çalışma, yazılı kaynaklardan yararlanmakla birlikte esas olarak, 1960-1980 döneminde sağ ve sol siyasal çevrelerde yer almış toplam elli aktörle gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmelerine dayanmaktadır. Araştırma, söz konusu dönemde farklı siyasal geleneklere mensup aktörlerin milliyetçilikle kurdukları ilişkilerin tarihsel bağlam, söylemsel örüntüler, ideolojik konumlanmalar ve bireysel deneyimler üzerinden nasıl şekillendiğini analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu ilişkilerin çeşitliliği üzerinden, milliyetçiliğin anlamının nasıl sürekli olarak yeniden üretildiği ve dönüştürüldüğü gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu doğrultuda, milliyetçiliğin toplumsal pratikler aracılığıyla kimlik inşa eden bir söylem olarak nasıl işlediğini kavramak, tezin temel hedefleri arasında yer almaktadır.
    • Item type:Item,
      Lise son sınıf öğrenci ve velilerinin gelecek beklentileri, kaygıları ve aralarındaki farklılıklar üzerine bir araştırma
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Sinan, Mevhibe
      Bu çalışmada lise son sınıf öğrenci ve velilerinin gelecek beklentileri, kaygıları ve aralarındaki farklılıkların ne olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara İli, Çankaya İlçesi’nde bulunan özel ve nitelikli devlet okullarından dört farklı okulda öğrenim gören lise son sınıf öğrencileri ve velileri oluşturmaktadır. Öğrenci ve veliler için ayrı ayrı oluşturulan anketler, okul yöneticileri aracılığıyla öğrenci ve velilere ulaştırılmış olup, Google Forms bağlantısı üzerinden online ortamda uygulanmıştır. Anketi dolduran öğrenci sayısı 61, veli sayısı 40’tır. Öğrenci ve veli örneklemi birbirinden bağımsızdır. Veli anketindeki veliler öğrenci anketindeki öğrencilerin velisi olabileceği gibi, olmama ihtimali de bulunmaktadır. Her iki anket arasında karşılaştırma yapabilmek için soruların çoğunluğu aynı olmasına dikkat edilmiştir. Demografik sorular dışında, öğrencilerin kariyer kararlarında ebeveynlerinden etkilenme durumları, ebeveynleriyle iletişim seviyeleri, öğrenci ve velilerin üniversite hazırlık sürecinde yaşadıkları kaygı düzeyleri, öğrencilerin kendileri için ve velilerin çocukları için duydukları gelecek kaygıları ve beklentilerini belirlemeye yönelik kapalı ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Açık uçlu soruların cevapları içeriğine göre ana başlıklar altında toplanmış ve kategorize edilmiştir. Bulgular grafiksel gösterim ile frekans yüzde analizi yardımıyla açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise kayda değer olan bulgulara yer verilerek öneriler sunulmuştur. Bulgulardan bazıları şu şekildedir:  Öğrenci ve veli örnekleminin sınav kaygısı düzeyleri ağırlıklı olarak orta düzeydedir. Yüksek kaygı düzeyi taşıyan veli oranı, yüksek kaygı düzeyindeki öğrencilerden oransal olarak düşüktür.  Geleceğe ilişkin kaygılara bakıldığında, işsizlik başlıca kaygı nedenidir.  Üniversite eğitimi sürecinde maddi kaygılar ön plana çıkmaktadır.  Öğrencilerin kendilerini en çok yabancı dil alanında geliştirme ihtiyacı bulunmaktadır.  Sınava hazırlık sürecinde öğrencinin ihtiyaç duyduğu psikolojik destek en çok aileleri tarafından sağlanmaktadır.
    • Item type:Item,
      6360 sayılı kanunun büyükşehir belediyelerine ekonomik etkileri
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Karabela, Kadir Polat
      6360 sayılı Kanun, büyükşehir belediyeciliğinde yalnızca idari sınırları genişleten bir düzenleme olarak değil; hizmet üretimini il ölçeğine taşıyarak belediyelerin kurumsal işleyişini, koordinasyon mantığını ve mali karar süreçlerini yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm olarak ele alınmalıdır. Bu çalışma, dönüşümün iki ana hattını birlikte değerlendirmektedir: İlk olarak ölçeğin büyümesiyle büyükşehir sisteminde ortaya çıkan yeni kurumsal ilişkiler ve koordinasyon düzeni açıklanmakta; ardından genişleyen hizmet coğrafyasının bütçe dengesi üzerindeki etkileri gelir yapısı, harcama kompozisyonu, yatırım öncelikleri ve borçlanma davranışı üzerinden analiz edilmektedir. Kanun sonrasında köy ve belde belediyelerinin mahalle statüsüne geçirilmesi ile il özel idarelerinin sistem dışına çıkması, yerel hizmetlerin örgütlenme biçimini doğrudan değiştirmiştir. Bu değişim, il düzeyinde “yetki ve sorumluluğun” nasıl paylaşıldığı sorusunu yeniden görünür kılarken, yatırım süreçlerinin izlenmesi ve kurumlar arası uyumun sağlanmasında valilik bünyesindeki koordinasyon mekanizmalarının rolünü de güçlendirmiştir. Böyle bir kurumsal zeminde büyükşehir belediyeleri, kent merkezine odaklanan klasik hizmet pratiğinin ötesine geçerek, kırsal nitelikli ve dağınık yerleşimlere uzanan daha geniş bir alanda planlama, altyapı ve temel hizmetleri yürütmekle yükümlü hale gelmiştir. Bu genişlemenin doğal sonucu olarak yatırım gündemi de yön değiştirmiş; birikmiş altyapı eksiklerinin kısa sürede telafi edilmesi beklentisi, kırsal altyapıyı belediye yatırımlarında daha öncelikli bir konuma taşımıştır. Geçiş hükümlerinin yatırım bütçesi içinde belirli alanlara ağırlık verilmesini teşvik eden yapısı ise bu yönelimi yalnızca “tercih” düzeyinde bırakmayıp daha belirgin bir öncelik çerçevesine bağlamıştır. Ölçek büyümesi, mali etkilerini yalnızca yatırım kalemlerinde değil, aynı zamanda günlük hizmet üretiminin maliyetlerinde de göstermiştir. Hizmet alanının il geneline yayılması; ulaşım, atık yönetimi, bakım-onarım ve saha organizasyonu gibi süreklilik gerektiren faaliyetlerin daha uzun mesafelerde, daha parçalı ve heterojen bir yerleşim dokusu içinde yürütülmesine yol açmış; bu durum cari giderlerde kalıcı bir artış eğilimi yaratmıştır. Kırsal hizmetlerin görece yüksek lojistik ve işletme maliyeti, zamanla harcama kompozisyonunu yeniden şekillendirerek bütçede süreklilik taşıyan işletme giderlerinin ağırlığını artırmıştır. Buna karşılık gelir tarafında genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan payların belirleyici niteliği korunmuş; dağıtım formülünde yüzölçümünün sınırlı ölçüde dikkate alınması, genişleyen coğrafyanın maliyet etkisini kısmen yansıtma amacı taşımıştır. Ancak geçiş döneminde bazı vergi/harç ve ücret uygulamalarının ertelenmesi ya da sınırlandırılması, artan hizmet yüküne rağmen öz gelir üretme kapasitesini kısa vadede daraltabilmiş; böylece harcama baskısı ile gelir esnekliği arasındaki denge daha kırılgan bir zeminde kurulmuştur. Bu tabloda borçlanma, büyüyen yatırım ihtiyacı ve artan hizmet yükü karşısında daha görünür bir finansman seçeneğine dönüşmektedir. Ne var ki belediye borçlanması, mevzuatın çizdiği borç stoku tavanı ile izin ve onay süreçlerinin belirlediği kontrollü bir alanda gerçekleştiğinden, mali denge arayışı “ihtiyaç” ile “hukuki kapasite” arasındaki sınırlar içinde şekillenmektedir. Dolayısıyla 6360 sonrası dönemde mali yönetim; kırsal altyapı yatırım baskısı, genişleyen coğrafyanın yükselttiği cari giderler, transfer ağırlıklı gelir yapısı ve hukuki borçlanma sınırlarının birlikte belirlediği bir çerçeveye oturmaktadır.
    • Item type:Item,
      Merkezi ve yerel yönetimler arasında görev paylaşımı ve iş birliği
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Yüksel, Gamze
      Bu çalışma, Türkiye’de merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki görev paylaşımı ve iş birliği ilişkisini, kamu hizmetlerinin etkin sunumu açısından çok boyutlu bir çerçevede incelemektedir. İncelemenin hareket noktası, günümüzde kamu hizmetlerinin artan ölçek ve çeşitlilik nedeniyle tek merkezden yönetilemeyecek kadar karmaşık bir niteliğe kavuşmasıdır. Bu bağlamda çalışma, merkezî yönetimin ülke genelinde standart belirleme, planlama, denetim ve kaynak toplama kapasitesi ile yerel yönetimlerin vatandaşın gündelik ihtiyaçlarına yakınlık, hızlı müdahale ve yerel koşullara uyum sağlama avantajını karşı karşıya getirmek yerine, tamamlayıcı bir işlev ilişkisi içinde ele almaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde yönetim ve kamu yönetimi kavramları açıklanmış; kamu yönetiminin faaliyet, örgüt, disiplin ve meslek boyutları üzerinden merkezî ve yerel idarelerin işleyiş mantığı ortaya konulmuştur. Bu bölümde ayrıca Türkiye’de merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerinin anayasal temeli ile yerel yönetimlerin (belediye, il özel idaresi, köy ve birlikler) hukuki niteliği değerlendirilmiştir. Merkez–yerel ilişkilerinde denetim mekanizmaları özel bir önemle ele alınmış; merkezî idarenin kendi teşkilatı içindeki hiyerarşik denetimi ile yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet denetimi arasındaki ayrım netleştirilmiştir. Vesayet denetiminin kanunla sınırlı olması gerektiği, buna karşın uygulamadaki işleyişinin iş birliği iklimini doğrudan etkileyebildiği vurgulanmıştır. İkinci bölümde görev paylaşımının hukuki çerçevesi; başta Anayasa hükümleri olmak üzere Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Köy Kanunu ve 6360 sayılı Kanun gibi temel düzenlemeler üzerinden ele alınmıştır. Ardından eğitim, sağlık, güvenlik ve afet yönetimi, altyapı ve ulaşım, çevre ve imar, sosyal hizmetler ile kültür–turizm–spor gibi alanlarda “kim ne yapıyor?” sorusu değerlendirilmiş; bu değerlendirme yalnızca mevzuatta yer alan görevlerin sıralanmasıyla sınırlı tutulmadan, söz konusu alanların neden koordinasyon ve iş birliği gerektirdiği dikkate alınarak kurgulanmıştır. Çalışma, özellikle ölçek büyüdükçe ve hizmetler çok aktörlü bir nitelik kazandıkça, merkezî kapasite ile yerel uygulama gücünün birlikte çalışmasının bir tercih olmaktan çıkarak yönetsel bir zorunluluğa dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışma, iş birliğinin her zaman sorunsuz işlemediğini de ortaya koymaktadır. Aşırı merkeziyetçi yaklaşımlar, siyasi gerilimler, mali kaynak yetersizliği, koordinasyon ve iletişim eksikleri, yetki çakışmaları ile yerel düzeyde uzman personel azlığı; kamu hizmetlerinde verimliliği düşüren ve süreçleri yavaşlatan başlıca sorun alanları olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda öneriler, görev ve sorumlulukların daha açık biçimde belirlenmesi; koordinasyon için kurulan ortak yapıların daha etkili çalıştırılması; bilgi ve veri paylaşımının düzenli hâle getirilmesi; mali gücün açık ve nesnel ölçütlere dayanarak desteklenmesi ve yerel idarelerde nitelikli insan kaynağının artırılması başlıklarında toplanmaktadır. Sonuç olarak çalışma, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkiyi “kim daha üstün?” tartışmasına sıkıştırmak yerine, kamu yararını artıracak şekilde birlikte çalışmayı kolaylaştıran bir düzenin gerekli olduğunu göstermektedir.
    • Item type:Item,
      Belediyelere kayyım atanması
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Sezgin, Yağmur
      Türkiye’de yerel yönetim, merkezin anlayışını yerele de taşıyan, halkın müşterek ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan kamu tüzel kişisidir.15 Temmuz 2016 darbesi ile ortaya çıkan olağanüstü hâl sonrasında ülke güvenliğini sağlamak ve yerelde denetim yapmak için bir araca ihtiyaç duyulmuştur. Kayyım terörle mücadelede araç rolünü üstlenmiştir. Anayasamızın 15. maddesine dayanılarak birçok kayyım ataması yapılmıştır. Araştırmamın amacı yapılan kayyım atamalarının nedenlerini ve anayasaya uygunluğunu incelemektir. Kayyım kelimesinin kamu ve özel hukuktaki anlamını ve hangi kanuna göre kullandığımızı, kelimenin kullanıldığı “Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın amacını, 674 sayılı KHK’ya aktarımı, KHK’da kabul edilen maddelerin Belediye Kanunu’na nasıl yerleştiği incelenecektir. 2016’dan bu yana yapılan büyük kayyım atamalarını ve şehre etkisine bakacağız. Bunun sonucunda kayyım uygulamasının doğru olup olmadığı sonucuna varılacaktır.